Merve Nur Uçar33 Makale

Yuva

İnsan bazen sıkılır sığamaz eve.

Bende bugün öyle yaptım sığamadım.

Bir fincan kahve mi ve kitabımı alıp daha önce perdeyi aralayıp defalarca izlediğim parka indim. Bağdaş kurup seyre daldım:

 

Kurumuş sararmış çimenlerin üzerinde analar, etrafında kelebek gibi uçuşan bebeler.

Birde havada kanat çırparak yuvasını arayan kuşlar.

Sırtında rızkını taşıyan karıncalar.

Birazdan yuvalarına dönecekler; 

"az nefeslenip".

 

Birçok canlıya yuva olan, insanoğlunun sırtını dayadığı ağaçlar;  Gökkuşağını anımsatıyor.

Rengârenk yaprakları göz bebeğimde.

Seviyorum Kasım ayını, birçok insanın inadına.

 

Yazın hareketi dinmiş, sesleri sukuta bürünmüş.

İnsanın kendiyle yüzleştiği aydır Kasım ayı.

Bir perdenin ardında ya da battaniyenin altında.

 

İnsanın kendi ile kaldığı an, yalnızlık değil; kendi ile baş başa kaldığı andır.

Kendimize hal hatır sorup bir fincan kahve, ya da bir bardak tavşankanı çayı ikram etmeyeli ne kadar zaman oldu?

Ya da hiç mi olmadı?

 

İnsan bazen kendine sorular sormalı.

Cevabi sır ya da bilinmezlikten gün yüzüne çıkması için.

Çık kozandan

Kaçma cevaplardan.

Onlar gerçek olan "sen".

 

Güçlüsün, ama cevap verdiğinde "yorgunsun."

Yalnız değilim dersin cevap "kuru kalabalık."

"İyiyim" dersin "iyi" doğru cevap bu olmadığı için, kendine kızarsın "yalancı" dersin kendine "yalancı".

"Bu güne de şükür" deriz, amma yüreğimiz hep naz sitem eder Rabbimize.

Diye düşünürken!

 

Telâş sardı şimdi etrafımı,  yuvaya dönme telaşı.

Zira;

Mevsim gibi günde eskidi soldu, elveda diyor güneş  yavaş yavaş.

 

Telâşa neden olan "Yuva" neydi?

 

Bir karınca için toprağın altı

Kuş için bir dal

Ya insan için?

Bizim için?

 

Kesinlikle insan için dört duvar değil.

Peki, neydi yuva biz insan için?

Ruhunun ısındığı.

Kalede gibi güvende hissettiği,

Kahkahaları işittiği yerdir yuva.

Bir sofrada ekmeğimizi bölüştüğümüz yerdi.

 

Şimdilerde bazılarının başına yıkıldı yuvalar.

Yuvalar enkaz oldu.

Canlılar diri diri gömüldü.

Her çığlığa kulak kesildi meraklılar.

Bir el değil bir parmak dahi yeter dedi bir bebe.

Kimilerinin depremde yıkıldı yuvaları kimilerinin başka nedenden.

Çığlıkları merak etmeyelim.

Çığlığa neden olmamak kâfi.

Derken bir arabanın kornası çığlık attı.

Hayat devam ediyor dercesine.

Yol verin insana yol verin her canlıya.

Yetişeceği bir yuvası vardır.

 

Yuvaların bacasından huzur, mutluluk, sevgi ve şefkat tütsün her daim.

Yorum Yaz