Merve Nur Uçar33 Makale

Duyguların Dili

Algı ve bilgiyi beynimizde depoladığımız duru ve aydınlık odacıktır bilinçaltı.

Kendimize ve topluma karşı davranışlarımız hep bu bilinçaltının verileridir.

Bu günkü davranışlarımız geçmişte, hatta çocukluğumuzda ekilen tohumların mahsulüdür.

Kimi zaman acı, zehirli bir meyve.

Bazen kendi güzelliğini yaşadığı gibi o güzelliği yaşatan bir bahçe.

Bizim bilinçaltımız da hangi meyvenin tohumları var?

Ceza?

Utanma?

Nefret?

Sitem?

Sevgi?

Fedakârlık?

Vefa?

Merhamet?

Şefkat?

Sebat?

Ve sevgi?

Hangi duyguda asılı kaldık?

Hangilerinde?

Bu soruların ya da buna benzer soruların cevabını verirken

Ya sahtekâr olup geçmişi gizleriz.

Ya da gerçek ile yüzleşip hesaplaşırız.

Hangi duyguda daha tecrübeli ve deneyimli isek, cevap odur.

İlk deneyimi kazandığımız yerdir yuva. Baba ocağı-ana kucağı.

Orda ne ekildi ise bugün onu yaşar ve yaşatırız.

Yaşadıklarımızı pozitife yönlendirmek için

Bilinçaltının "bilincinde" olmalı, yani idrakinde.

 

Farkında olmak adına amel defterimizin muhasebesini yapıp, vicdan terazisinde taratarak kaderimizi şekillendirebiliriz.

Ki biz buna cüz-i irade diyoruz. Yaptığımız ya da yapılan her bir şeyi kader deyip Allah'a yüklemek, sorumluluktan kaçıp sorunu Allah'tan bilmek bir gaflettir.

Allah'a bunu yapan kula ne yapmaz ki?

 

Sevmeyi bilmeyen sevildiğini hissetmez ki.

Duyguların da dili vardır. Ve biz hangi duyguyu öğrendi isek hayatımız boyunca o dili konuşuruz.

Sevilen, sevmeyi öğrenir o dilden konuşur.

Merhamet edilen, şefkatini esirgemez üslubu dahi naiftir.

Nefret edilen ise hayata bir sıfır yenik başlar. Onun dili gök gürültüsünü anımsatır.

Fedakârlık edilen kişi ise, tevazu ve vefa dilini kullanır bir ömür boyu.

Bencillik dilini öğrenen ise vermenin ve beraber yaşamının hazzını hiç bir zaman tadıp anlayamaz.

Gülmeyi öğrenen, isyan diline hiç bir zaman anlam yükleyemez.

 

Duyguların dili;

Bir ırka bir millete ait değildir.

Ortak dilimizdir.

O dili duymak ve anlamak için bir çift kulağa değil, sadece bir yüreğe ihtiyaç vardır.

Yürekliyim diyen bu dilin hafızı olmuştur.

Hayatin tecrübesini kazanmış kişidir.

Ekilen tohumlar acı ya da tatlı meyve ile şimdiki hayatımızın şekillenmesine neden olur.

 

Küçük bir kız çocuğunun ailesinden öğrendiği duygu dilini yansıttığı cümleleri, yazının son noktası olsun.

"Ben sevilmek kadar, sevmenin de güzel olduğunu öğrendim."

Duyguların dilinden anlayan bir yürek olma ümidi ile...

Güzel yürekler en güzeline emanet edilir.

El-Cemil isminin sahibine emanet olun.

Yorum Yaz