Merve Nur Uçar33 Makale

Az "DUR" Dünya!

Vakit gece, seher vaktinden hemen önce. Gökyüzü bir çiçek bahçesi gibi.

Küme küme yıldızlar, tıpkı bir buket papatyayı anımsatıyor.

Ellerimi uzatsam, sanki kucaklayacakmışım gibi.

Biliyorum ki her güzel şeyin sonu olduğu gibi bu anın da sonu gelecek.

Bile isteye hapsettim anı ve zamanı.

Gözlerim kapalı.

Hiç bitmesin istedim.

Öncesi ve sonrası da olmasın istedim.

 

Bende kalan;

Gözlerde bir buket yıldız,

Tende Nemrut’un rüzgârı

Ve kalbime sinen huzurun kokusu.

Birde ayaklarımda,

Ana ve babamın ardında bıraktıkları toprağın tozları.

 

Ardında bıraktıkları Güneş’i yakalamak için tam 600 basamak geride bıraktım.

Her adım da geçmişin izi ve tozu.

Silkelemedim, topladım emanet biriktirdiğim heybemde.

Şimdi geçmişin zirvesindeyim.

Bekliyorum...

Bir bulutun ardında naz ederek küsmüş gibi.

Olsun beklerim ben.

 

Bir avuç sevgisine, bir demet ışığına, muhtaç değil miydik?

Fakat biz ihtiyaca değil lükse kandık. Elzeme değil, israfa daldık.

Sonra pişman olduk.

İşin enteresan yanı pişman olduklarımızdan da vazgeçemedik.

 

Çabalamak istesek lüzumsuz çabaların yorgunluğu.

Ah bu bizim yorgunluğumuz.

Nedeni, hep yüklerimizden.

Kimini omuzda kimini sırtta kimini akılda  kimini de gönülde taşıdık.

En ağırı ise ruhta olan.

 

Kanıksadığımız bir çanta gibi oradan oraya taşıyıp durduk.

Nereye gitsek bizimle götürdük.

Sonra yorulduk.

 

Az "dur" dünya!

Dönme, beklet beni...

Yükler inecek.

Başta taşınacak "tacı" alma zamanı.

 

Bulutun ardından bir gelin edası ile süzüle süzüle, göz kırparak doğdu.

Sanki yanakları al al olmuş, kıpkırmızı.

Utanma yabancı değilim, senden bu topraklardanım bende.

 

Güneş şimdi gökyüzünün tac-ı.

Taç olmak kolay mı?

 

Rakamını bilmediğim günlerce her gün gelir; 

Nar-ı ile ısıtır, ışıtır.

Sayısını bilmediğim her canlı için can olur.

Her gün, aksatmadan vazifesini yapıp görevini nur-u aya teslim eder,

Bir sonraki sehere kadar.

Ve gider.

 

Bir güneşin olmalı, ruhuna gece indiğinde. Bir güneşin olmalı gönlün üşüdüğünde.

Bir dostun bir yarenin olmalı yükünü yük bilip o yükünü hafifletecek.

Gitmek istediğinde:

 

Mevlana hazretlerinin dediği gibi;

"Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,

Bensiz gitme, istemem.”

Diyebilmeli, gurursuz ve vefa ile.

Yazdığım satırları tek tek dinleyen,

"Sen"

 

Bil ki, hak etmeyene verdiğin değer hak edene haksızlıktır.

Hak etmeyenler yüktür.

Hakkı, hakkın sahibine teslim edip yüke ortak olacak taç-in sahip-lerini bulma ümidi ile...

Hoş ve esen kalın.

Yorum Yaz