Abdülkadir Kaçar19 Makale

Genç Yaşlı Mısınız? Yoksa Yaşlı Genç Misiniz?

Şu anda kaç yaşındasınız? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Genç yaşlı mı? Ya da yaşlı genç misiniz?

Takvim yaşınız ne olursa olsun, yaşlıyken kendini genç hissedebilmek bir insanın ulaştığı olgunluk düzeyini ve akıl sağlığının güzelliğini gösteren en büyük ölçüdür…

Çünkü hayat isimli mucize sadece bir kez denenebiliyor…

Tekrarı, yedeği, ertelemesi, devredilmesi, tasarrufu da yok…

Canlı organizma olan beden, ana rahminden başlayarak her nefeste biraz daha eskiyor…

Bu doğal süreci durdurmak, yavaşlatmak, ertelemek, akıp giden zamanı yok saymak mümkün değil…

Önemli olan bu mucize süreci düşünsel olarak olumlu yönde farklılaştırabilmek…

Beden ne kadar eskirse eskisin, ruh hep 18 yaşında olduğu biliniyor…

Kaç yaşında olursa olsun insanın kendini genç hissetmeyi mutlaka başarması gerekiyor…

Günümüzdeki yaş alan, ama kendini genç hisseden insanlara YENİ NESİL YAŞLILAR deniyor…

Kendinizi ruhen ne kadar dinç, genç, hissederseniz o kadar uzun yaşayabiliyorsunuz…

Bu anlayış içindeki kişilere şunu sormak gerekir; peki tutkularınız ne âlemde?

Her sabah güne gülümseyerek uyanıyor musunuz?

Ev içinde her sabah 15-20 dakika eğil-kalk beden hareketleri muntazam şekilde yapıyor musunuz?

Günlük yürüyüşlerinizi düzenli yapıyor musunuz?

Gıdalarınıza dikkat ediyor musunuz?

Kilolarınızı kontrol altında tutuyor musunuz?

Kin, nefret, kaygı, hırs ve intikam gibi duygularınızı çöpe attınız mı?

İçinizden kemiren bu ilkel duygularınızdan kurtuldunuz mu?

Çevrenize karşı sevgi saygı duygunuzu daha da çok arttırmayı başardınız mı?

Yaşama sevincinize daha da daha sıkı tutunabiliyor musunuz?

Kendinize her konuda sahip çıkmayı başardınız mı?

Çünkü biz değiştiğimiz ölçüde ki hayatımız da değişecektir…

Çünkü PANDEMİ denilen dünyayı kasıp kavuran bir sıkıntılı kısıtlı bir dönemin sonuna doğru yaklaştık…

Unuttuğumuz eski güzellikleri yeniden heyecanla yaşamaya başladık…

Artık tüm kent bizim, kuş cıvıltıları bizim, caddeler, sokaktaki manzaralar bizim…

Aylardır uzak durduğumuz dostlarımız, akrabalarımızla artık mesafeli şekilde yaklaşabiliyoruz…

Ancak unutmamız gereken şey şu; hayat sürekli aynı çizgide gitmiyor…

Bazen neşeli, bazen de üzüntülü olabiliyoruz…

Baz AN larda hayatın sakin sularda, bazen fırtınalı dalgalarıyla mücadele etmemiz gerekiyor…

Bazen en kuytu körfezlerde rahat ve huzurun zirvesinde yaşıyoruz…

Bazen sevdiğimiz doğrular, bazen de istemediğimiz yanlışlar bizi buluyor…

Önemli olan koşullar ne kadar da olumsuz da olsa beden ve ruhumuzla barış içinde sevgiyle yaşamamız…

Mutlu olmak için hayatın olumlu ipini elimizden asla bırakmamalıyız…

Hayat isimli bu mucizenin her saniyesine sıkıca sarılıp taşıyabileceğimiz son noktaya kadar onurlu ve başarılı biçimde götürmeliyiz…

Çünkü hayatımız beşikten mezara kadar ellerimiz, nefesimizle oluşturduğumuz kendi öz eserimiz…

Takvim yaşımız kaç olursa olsun, kendimizi olabildiğince genç hissetmeyi başarmalıyız…

Hayatımızı ve kendimizi seviyorsak başarı her an bizimdir; sevmeyenleri söylemeye gerek bile yok…

Yorum Yaz