Abdülkadir Kaçar19 Makale

Bu gün ormanlarımızı yakanlar; dün ülkemizi işgale gelmişti…

YÜREĞİNDEN ÖPÜLECEK ADAM

MEHMET ULUĞTÜRKAN…

-Her zaman bir Fransız gibi davran, onurunla hareket et;

-Kağnıyla tankın, çakmaklı tüfekle, mitralyözün savaşı bu Jules… Merak etme fazla uzun sürmez madam Edrige…

Fransızlar bu düşünce ve burunları havada Çukurovayı işgale gelmişler Türkleri burada sömürgeleştirip Fransız toprakları yapacaklardı güya… Ama Türk yurdunu işgal edemeyeceklerini pahalı biçimde anlamışlardı…

Çünkü burunları beş karış havada geldikleri Çukurovadan yenilmiş, başları önde, yaptıkları cinayetler ve kıydıkları canların utancıyla defolup gitmişlerdi…

1918 de başlayan işgal 1922 ye kadar sürmüştü…

Bin yıldır aynı topraklarda yaşayan yerli ve Suriye den getirdikleri diğer Ermenilere de kendi askerlerinin kıyafetlerini giydirip yanlarına alarak, onları yalanlarla kandırarak halka yapmadıkları zulüm, işlemedikleri, cinayet, katliam, katliam, kuyuya atmadıkları imam bırakmamışlardı… Sözde uygar görünümlü en barbar millet olan Fransızların işkenceleri dün unutulmamıştı, bu gün de yarın da unutulmayacaktır…

Barbar sözünü yüzsüz Avrupalılar kendilerinden olmayan dünya ülkesindeki tüm insanlara karşı cömertçe çok sık kullanırlar…

Oysa en vahşi, en ilkel, en barbar, en hain barbar sözcüğü sömürge haline getirdikleri her ülkede insanlara yaptıkları zulüm, işkence, katliam, cinayet ve soykırım uygulamalarıyla tamamen kendilerine aittir…

Özellikle Adana ve Pozantı, Fransız gururunun ayakaltında çiğnendiği, yok edildiği, çöpe atıldığı bir yerdir; Fransızların yeni kuşaklarına iyi anlatılması ve unutmaması gereken yerdir…

Çünkü işgalci Fransızları ve 44 kuvayimilliyecinin tek kayıt vermeden, karboğazında 23 ü subay olmak üzere, yüzlerce Fransız askerini esir alışı daha dün yaşanan, dumanı üstünde tüten bir tarihi gerçektir… Üstelik bu olay Ankara Antlaşmasının ve Fransızların geldikleri gibi gitmelerinin temelini oluşturmuştu…

İşte tarihi bu olayları satır satır, harf harf, belgelere, fotoğraf ve haritalara dayanarak belgesel şekilde romanlaştıran gazeteci arkadaşım Mehmet Uluğtürkan muhteşem bir iş çıkartmış…

Hiçbir takdir ve onurlandırma sözüyle dahi tanımlanamayacak kadar şahane, muhteşem, derslerle dolu bir çalışma…

Her satırında Türk Askerinin onurlu davranışı, esir asla bile düşmanına karşı duyduğu saygı ve nezaket, soyluluğu her satırda mücevherler gibi işlenerek anlatılıyor…

İki günde heyecanla, zevkle, şaşırarak, insanımızın imkânsızlıklar içinde muhteşem yaratıcı zekâsıyla ulaştığı muhteşem mücadele sonunda ulaşılan zaferi içimden alkışlayarak, onur duyarak okuduğum romanında, o yılları gün be gün yeniden yaşadım…

Kurtuluş savaşımızda köylülerimizin, kazma, kürek, yaba, dirgen, bıçak, taşla kazandıkları zaferi, Mehmet kardeşim aradan yüzyıldan fazla geçmesine rağmen;

Kalemiyle, harfleri, satırları, sayfalarıyla yeniden yaparak bize bu tarihi olayı tekrar yaşatıyor…

230 sayfadan oluşan İNKILÂP yayınevince yayınlanan;

Tamamen tarihi belgelere dayalı roman geçmişi günümüze taşıyor…

Dün olduğu gibi bu günde, yangınlar, terör örgütleriyle aynı senaryoyu ısrarla uygulayan bu barbar emperyalistler, bu topraklarda olan ideallerinden asla vazgeçmediklerini somut biçimde gösteriyor…

Her Adanalı, Pozantılı, Türkiye cumhuriyeti vatandaşının mutlaka iyi okuması ve okutması gereken bir çalışma…

Mehmet Uluğtürkan, bu çalışmasıyla, “YÜREĞİNDEN ÖPÜLECEK ADAM” unvanını fazlasıyla hak ediyor…

Eline, emeğine, yüreğine sağlık Mehmet Kardeşim…

Yorum Yaz