Abdülkadir Kaçar18 Makale

Abdülhey'in Ölümü...

Dün bir arkadaşımın çok sevdiği kedisi öldü…

         Onunla birlikte bende çok üzüldüm…

         Arkadaşımın bürosunun çevresinde yaşadıkları için,  onu doğduğu günden itibaren gelişip, güçlenmesini, vahşiliğe yatkın beden hareketlerini yakından gözlemlemiştim…

          Arkadaşım da adını ABDULHEY koymuştu…

         -Pisipisi Abdulhey, gel, diyor geliyordu…   

         -Nasılsın Pisi Pisi? Diyordu…

         Onunla insan gibi konuşuyor, kedicikte ona sevgi gösterileriyle karşılık veriyordu…

         Tam bir doğa ve hayvan sever olan bu arkadaşım evinden yemek, ciğer, kemik, getirip veriyordu…

         Bunu unuttuğu günlerde en lüks AVM’ lerden salamlar, sosisle besliyor, hareketlerini sevgiyle, merakla, ilgiyle izliyordu…

         Aralarında inanılmaz şekilde sevgi bağı olmuştu…

         İki gün önce üzüntülü bir sesle telefon açtı;

         -Abdulhey in gözleri çapaklı ne yapayım?

         -Sendeki göz damlasından damlat dedim…

          Çünkü insanlarla, kediler, hayvanlara aynı ilaçlar kullanılıyor…

         Öğleden sonra gittiğimde, Abdulhey’in gözleri tamamen kapanmıştı…

         Arkadaşım onu yeniden besleyip iyileştirmeye, antibiyotiklerle tedavi etmeye çalıştı olmadı…

         Ve son gördüğümde başını iki elinin arasına almış, inleyerek ölümünü bekliyordu…

         Artık veterinerin de yapabileceği bir şey kalmamıştı…

         Bir iki gün böyle geçti, dün arkadaşıma kapıcıları söylemiş;

         -Abi akşamdan ölmüş, sabahleyin cesedi kaskatı kesilmişti

         Arkadaşım kadar ben de çok üzüldüm…

         Abdulhey 9 ay falan yaşadı…

Ama doğdu, açlık çekti, karnını doyurdu, insanlar gibi hasta oldu, gerektiğinde nasıl ölüneceğini, ölümün aslında korkulacak bir yanı olmadığını dünyaya gösterdi ve sahneden inip yok olup gitti…

         Abdulhey’in cesedi önceki gün toprakla buluştu…

         Aradan uzun zaman geçti…

Artık cesedi iyice çürüyüp, toprak olmaya başlamıştır…

        Ve bünyesinin içindeki kurtçuklar, tıpkı insan cesedinde olduğu gibi yiyip kedinin de bedenini yok etmekle uğraşıyorlar, ya da yok etmişlerdir…

         Şunu söylemek istiyorum;

         Adulhey isimli kedi dün vardı artık bu gün yok,

         İnsanlar gibi bir kez doğdu, bir kez yaşadı, bir kez öldü toprakla buluştu…

        Aslında insanlar gibi diğer tüm canlıların yaşam çizgileri birbirlerinin aynısı…

        O kediyi ölüme yattığında dakikalarca izlediğimde bir insanın ömrünün de tıpkı bir kedi gibi olduğunu gözlerimle görüp anladım…

        Ve bu kadar geçici olarak bulunduğumuz yaşam isimli bu sahnede insanların hiç ölmeyecekmiş gibi, savaşıp yaralayıp kırdıklarını, haklarını gasp ettiklerini, dedikodu silahıyla ruhlarındaki kötülüklerini çevrelerine zarar vermek amacıyla yaymaya çalıştıklarını, oysa bunların ne kadar anlamsız ve boş olduğunu bir kez daha anladım…

         PARA isimli denemelerimin birinde şöyle dedim;

         -Nice insanlar, nice paralar biriktirdiler, nice insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi sonsuza kadar yaşayacakları yalanına kendilerini inandırdılar…

        Şimdi yoklar, ama yok olduklarını kendileri de bilmiyorlar, şimdi uyandırsak, nerede, saatin kaç olduğunu sorarlardı…

         Kendilerinden önceki zenginlerden belki de ders almaları gerekirsen almadılar, ne yazık ki, hırslarının, egolarının kölesi olarak herkesi kırıp, dökerek bir olumsuz yaşam serüveni izlediler…

         Abdulhey isimli kedinin doğumuna ve yaşam serüveninin bir bölümünü izleyerek, sonunda can çekişmesine ölümüne tanık olarak bir kez daha paranın, yaşamın, insanlığın geçici olduğuna inandım…

         Doğru olanın iyi insan, anlayışlı kişi, bilgelikte olduğuna inandım…

         200 milyon tür olduğu kabul edilen diğer canlılarla ortak evimiz olan bu gezegende, hayat serüvenimizde dürüst, güven veren, emin olunan, kibar, nazik, erdemli, yardımsever, hoşgörülü olmaktan başka çare yor…

         Abdulhey 9 ay gibi kısa ömründe bana en güzel yaşam ve ölüm dersi verdi, çekip gitti… Teşekkürler kediciğim…

         Hepimizin alması gereken ders bu… Madem doğduk, kesin öleceğiz…

         Arkamızda hoş bir sâda bırakmak en büyük erdemimiz olmalı…

Yorum Yaz